ABD'de bir camiye ilk defa mahya asılacak Merter Platformu Yüzlerce Kütüphane Oluşturma Hedefi Koydu ABD'de öldürülen 3 Müslüman genç defnedildi Neden susuyorsun Cinayetin nedeni "park sorunu"ndan fazlası Katar: Hamas bir terör örgütü değil Gazze'de İsrail karşıtı gösteri İranlı Sünni Alim: Sünnileri devrim kutlamalarına katılmaya çağırdı Görmez: Camilerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz Hasan El Benna'nın torunu: Teslim etmeyin idam edecekler Ahmedinejad: Türkiye ve İran el ele vermesi gerekir ABD'de 3 Müslüman genç öldürüldü

İhvan-ı Müslimin nasıl kuruldu?

Hasan el-Benna bir ilkokulda öğretmenlik yapmaya başladığında "Selahattin Eyyubi’nin topraklarından bu istilanın kurtarılması gerekli.” diyordu. Benna kahvehanelerde, halkın bir arada bulunduğu yerlerde konuşmalar yapıyor ve irşad faaliyetinde bulunuyordu.

Hasan el-Benna bir ilkokulda öğretmenlik yapmaya başladığında "Selahattin Eyyubi’nin topraklarından bu istilanın ( İngiliz işgali ) kurtarılması gerekli.” diyordu. Benna kahvehanelerde, halkın bir arada bulunduğu yerlerde konuşmalar yapıyor ve irşad faaliyetinde bulunuyordu. Bu faaliyetlerinin birinde konuşmalarını dinleyen ve kendilerine yol göstermesini isteyen altı kişiyle beraber Mısır’ın İsmailiye şehrinde bir evde 1928 yılında İhvan-ı Müslim adıyla teşkilatını kurdu. İslam davası için sözleşen Hasan El-Benna, Hafız Abdulhamit, Ahmet el-Husari, Fuad İbrahim, Abdurrahman Hasebullah, İsmail İzz ve Zeki el-Mağribi olmak üzere yedi kişinin sermayesi ise ellerindeki gündelik sermayeleri idi.

Teşkilatın ismi ise kendi aralarındaki konuşmalarda şu şekilde ortaya çıktı. İçlerinden biri:"Teşkilatımızın adı ne olacak?" dediğinde Hasan El Benna: "Biz İslam'a hizmet için yola çıkmış kardeşleriz. Adımız da İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) olsun." diyecekti. Böylece Hasan El Benna henüz 22 yaşında Müslüman Kardeşler örgütünü kurmuş oldu.

el-İhvân-ı-Müslimîn mecmuasından bir nüsha

İhvan-ı Müslimin çalışmalarına öncelikle kültürel sahada başladı. Kuran,tefsir,hadis,akaid ve ibadet gibi ilimlerde kendilerini yetiştirmek için İsmailiye’de bir ev kiralayarak burayı medreseye dönüştürdüler. Fedakarlık ve yardımlaşma esasında kurulan cemiyetin temel amacı " Mısırın sömürge idaresinden kurtulup bağımsızlığını sağlaması , "İslam’ı doğru anlayacak yeni bir neslin yetiştirilmesi” ve Mısırın İslami kimliğiyle uyumlu sivil bir rejimin kurulması idi.

İhvan, İsmailiye’de kendilerine bir mescid ve bir okul ( Hira İslam Enstitüsü ) ile teşkilat merkezi oluşturdular. İhvan’ın gelişimi hızlı bir şekilde oldu. Teşkilat kısa süre içinde Ebu Savir, Port Said, el-Bahr, Süveyş ve Kahire'ye kadar yayıldı. 1932 yılında ise merkezini Kahire’ye taşıdı. Açtığı okullar, mescitler, enstitülerle, yayınladığı dergilerle, verdikleri konferanslarla İhvan-ı Müslimin Mısır’ın her noktasına yayılan büyük bir İslami hareket haline geldi.

İhvan-ı Müslim 1940’ların başından itibaren açıktan siyasi ve emperyalizm karşıtı propagandalara başlayınca önemli sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. İhvan, Süveyş Kanalının milleştirilmesini savunuyor ve II.Dünya savaşı sürecinde İngilizlerin Mısır’ı savaşa dahil etme çabalarına karşı çıkıyorlardı. Bu durum hükümetin teşkilata yönelik bir dizi tedbir almasını da beraberinde getirdi.Yayın organı olan el-Menar’ın basım ruhsatı süresiz olarak iptal edildi. Eğitim Bakanlığı ise el-Benna’yı Mısır’dan 300 mil uzaklıktaki Kena kasabasına sürgün etti. Kısa bir süre sonra ise Hasan el-Benna ile es-Sukkeri tutuklandı. Ancak cemiyetin baskıları sonucunda serbest bırakıldılar.


İhvân-ı-Müslimîn arması


El-Benna'nın 1942'de milletvekilliği adaylığı İngilizlerin baskısıyla engellendi. 1944-1945 seçimlerinde ise bağımsız aday olarak katılan El-Benna milletvekili seçildi, ancak İngilizlerin baskısıyla Mısır Hükümeti seçimleri iptal etti. El-Benna ile birlikte 60'a yakın İhvan adaylıktan düşürüldü.

Filistin’de İsrail devletinin kuruluşu ve ardından başlayan Arap-İsrail savaşlarında İhvan-ı Müslimin ve lideri el-Benna Sina cephesinde gönüllü olarak savaştılar.

İhvan, ikinci Dünya Savaşı sonrasındaki faaliyetleri ile devlet içinde devlet haline gelmişti. Her yerleşim merkezinde okullar, camiler, bakım merkezleri ve ticari kuruluşlar gibi bir çok hizmet kurumuna sahipti. Çıkardığı gazete, dergi ve kitaplarla bütün bölgeyi irşad ediyordu. Bu çalışmalar sadece Mısır sınırları içerisinde de değildi. Suriye, Filistin, Lübnan, Ürdün, Fas ve Sudan'a kadar taşmış ve buralarda da şubeler açmıştı.

İhvan’ın bu faaliyetleri bölgedeki işgalci İngilizler için büyük bir tehdit haline gelmişti. Bunun neticesinde İngilizlerin de emriyle ihvanın tüm yöneticileri tutuklanmaya başlandı. Filistin’de savaşan üyeleri de dahil olmak üzere tutuklandılar ve zindanlara atıldılar. Birkaç ay sonra ise teşkilatın lideri Hasan el-Benna 12 Şubat 1949 tarihinde Kahire’de bir suikast ile şehid edildi.

1951 yılında İhvan mensuplarının tahliye edilmeleri ile birlikte teşkilat tekrar canlandı. Bu dönemde İngiliz işgal güçlerine karşı cihad faaliyetleri yürüttüler. İhvan’ın bu faaliyetleri, İngilizlerin Mısır’da daha fazla kalmalarının kendileri için sakıncalı olacağını hissetmelerine ve Mısır’dan çekilmelerinde önemli rol oynamıştı.

Kral Faruk’un devrilmesinde ve yerine Cemal Abdünnasır’ın gelmesinde İhvan’ın önemli rolü oldu. Ancak İhvan’ın devlet ile olan ilişkilerinde herhangi bir değişiklik olmadı. 1954 yılında Cemal Abdünnasır’a bir suikast düzenlendi. Ve bu suikast İhvan’ın üzerine yıkılmak istendi. Teşkilat bunun defalarca reddetmesine rağmen teşkilatın önde gelen isimleri tutuklandı ve idam edildi. Ayrıca binlerce üyesi de tutuklanarak zindanlara atıldı. Yine Nasır döneminde hareketin önemli isimlerinden Seyyid Kutup ve Abdülkadir Udeh gibi kişiler yargılandılar ve idam edildiler.

1928 yılında Hasan El Benna tarafından kurulan İhvan-ı Müslimin sürekli baskı altında, liderlerinin bir kısmının idam edildiği, binlerce üyesinin ise zindanlarda tutulduğu uzun ve sıkıntılı dönemlerle günümüze kadar faaliyetlerine devam etti.
2013-07-09 22:26:38
  • Ziyaret: 36276
  • (Suanki Oy 0.0/5 Yildiz) Toplam Oy: 0
  • 0 0